top of page

VÜCUDUN YANGIN ALARMI HİÇ SUSMAZSA NE OLUR?

Yazarın fotoğrafı: MÜNÜR ŞENAY
MÜNÜR ŞENAY
9 Ağu
5 dakikada okunur

prepared: Münür Şenay

Stres, Beyin ve Bedenin “Bakım-Onarım” Sistemleri

İnsan bedeni olağanüstü bir sistemdir. Her saniye milyarlarca hücre çalışır, enerji üretilir, hasarlı yapılar onarılır, bağışıklık sistemi görev yapar, hormonlar düzenlenir ve beyin bütün bu faaliyetleri koordine eder.

Fakat bütün bu sistemin çok önemli bir özelliği vardır:

Vücut her şeyi aynı anda aynı öncelikle yapmaz.

Beyin bir tehlike algıladığında öncelikleri değiştirir.

Sanki beden şöyle der:

“Şu anda hayatta kalmamız gerekiyor. Bakımı sonra yaparız.”

İşte stresin en önemli biyolojik hikâyelerinden biri budur.

ZEBRALAR NEDEN ÜLSER OLMAZ?

Stres fizyolojisini anlatırken Robert M. Sapolsky'nin ünlü kitabı Zebralar Neden Ülser Olmaz? çok önemli bir örnek sunar.

Sapolsky'nin temel sorusu son derece çarpıcıdır:

Bir zebra aslan tarafından kovalanırken ne yapar?

Zebra o anda:

  • emekliliğini düşünmez,

  • gelecek ay ödeyeceği faturayı düşünmez,

  • patronuyla yaptığı tartışmayı kafasında tekrar etmez,

  • geçmişte yaptığı bir hatayı saatlerce düşünmez.

Kaçar.

Aslan uzaklaşınca stres sistemi büyük ölçüde normale döner.

İşte insan ile zebra arasındaki önemli farklardan biri burada ortaya çıkar.

İnsan, fiziksel olarak ortada hiçbir tehdit yokken bile zihninde aynı stres sistemini tekrar tekrar çalıştırabilir.

Bugün işyerindeki problem...

Yarın para meselesi...

Gece aile problemi...

Ertesi gün geçmişte yaşanan bir olay...

Sonra gelecekle ilgili endişeler...

Beyin bunları gerçek bir fiziksel tehdit kadar değerlendirmese bile stres sistemini tekrar tekrar harekete geçirebilir.

STRES SIRASINDA BEYİN NE YAPAR?

Beynin amacı stres anında bizi hasta etmek değildir.

Tam tersine:

Bizi korumaya çalışır.

Tehlike algılandığında sempatik sinir sistemi ve stres hormonları devreye girer.

Adrenalin ve kortizol gibi hormonların etkisiyle organizma kısa vadeli hayatta kalmaya hazırlanır.

Kalp daha hızlı çalışabilir.

Solunum değişebilir.

Kaslara daha fazla enerji gönderilir.

Dikkat ve uyanıklık artar.

Kan şekeri yükselir.

Sindirim sistemi ikinci plana geçebilir.

Çünkü beyin o anda şöyle düşünmektedir:

“Şimdi yemek sindirmekten daha önemli bir işimiz var.”

Bu aslında son derece akıllıca bir sistemdir.

Bir insanın karşısına gerçekten tehlikeli bir hayvan çıktığında, bedeninin bütün enerjisini sindirime ayırması hiç mantıklı olmaz.

PEKİ BAKIM VE ONARIM NE OLUR?

İşte konunun en önemli noktası burada.

Bedenin kaynakları sınırsız değildir.

Organizma sürekli olarak kaynaklarını farklı sistemler arasında dağıtır.

Tehlike sırasında:

Hayatta kalma > büyüme ve gelişme

Hayatta kalma > sindirim

Hayatta kalma > üreme

Hayatta kalma > bazı bağışıklık ve onarım faaliyetlerinin önceliği

gibi bir kaynak dağılımı ortaya çıkabilir.

Bunların tamamen durduğunu söylemek doğru değildir.

Fakat organizmanın öncelikleri değişir.

Bunu bir evin bakımına benzetebiliriz.

Evinizde yangın çıktığında:

  • duvarları boyamazsınız,

  • musluğu tamir etmezsiniz,

  • bahçeyi düzenlemezsiniz,

  • mobilyaların bakımını yapmazsınız.

Önceliğiniz:

Yangını söndürmektir.

Stres sistemi de buna benzer şekilde çalışır.

SORUN YANGININ SÜREKLİ YANMASIDIR

Kısa süreli stres çoğu zaman hayatın normal bir parçasıdır.

Bir sınav...

Önemli bir toplantı...

Trafikte tehlikeli bir durum...

Bir yarış...

Bir iş görüşmesi...

Bunların hepsinde stres sistemi devreye girebilir.

Tehlike geçer.

Beden normale döner.

Sorun kronik strestir.

Çünkü modern insanın “aslanı” çoğu zaman ortadan kaybolmaz.

Hatta bazen aslan gerçekte ortada bile yoktur.

Ama zihnimizde vardır.

İNSANIN EN BÜYÜK FARKI: TEHDİDİ DÜŞÜNEBİLMEK

Zebra aslandan kaçtıktan sonra olay büyük ölçüde kapanır.

İnsan ise aynı olayı gece yatağında tekrar yaşayabilir.

“Acaba neden öyle söyledim?”

“Ya işler kötü giderse?”

“Ya para yetmezse?”

“Ya hastalanırsam?”

“Ya yarın kötü bir şey olursa?”

Beyin geçmişi yeniden oynatabilir ve geleceği defalarca simüle edebilir.

Bu insan zekâsının büyük avantajlarından biridir.

Fakat aynı özellik kronik stresin de önemli kaynaklarından biri olabilir.

Çünkü insan:

Gerçek tehlike ile zihinsel tehlikeyi birbirinden ayırmakta bazen zorlanabilir.

KRONİK STRES VÜCUDA NE YAPAR?

Uzun süreli stres tek başına bütün hastalıkların nedeni değildir.

Bu noktada dikkatli olmak gerekir.

Ancak kronik stres;

uyku, bağışıklık, metabolizma, tansiyon, sindirim sistemi ve ruhsal durum üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir.

Özellikle stresin yanında:

  • kötü uyku,

  • düzensiz beslenme,

  • hareketsizlik,

  • fazla alkol,

  • sigara,

  • sosyal izolasyon

gibi faktörler de varsa yük daha da artabilir.

Dolayısıyla mesele sadece:

“Stres hastalık yapar.”

değildir.

Daha doğru ifade şudur:

Kronik stres, organizmanın birçok düzenleyici sistemini zorlayarak bazı hastalıkların ortaya çıkmasına veya mevcut sorunların kötüleşmesine katkıda bulunabilir.

BEYİN BEDENİ KANDIRMIYOR; ONU KORUMAYA ÇALIŞIYOR

Burada çok önemli bir noktayı anlamamız gerekir.

Stres sistemi bizim düşmanımız değildir.

Bizi hayatta tutmak için evrimleşmiştir.

Aslan gördüğümüzde kaçmamızı sağlayan sistem ile iş görüşmesinden önce kalbimizin hızlanmasına neden olan sistemin biyolojik kökenleri büyük ölçüde aynıdır.

Sorun sistemin kötü olması değil;

modern hayatın bu sistemi gereğinden fazla çalıştırabilmesidir.

Eskiden:

Tehdit → kaç → kurtul → dinlen

şeklinde çalışan sistem,

bugün bazen:

Tehdit → düşün → endişelen → tekrar düşün → uyuyama → ertesi gün yeniden stres → tekrar düşün

haline gelebilir.

İşte beden için yorucu olan budur.

STRESİN EN BÜYÜK DÜŞMANI: TOPARLANMA

Buradan çok önemli bir sonuç çıkar.

Sağlıklı yaşam yalnızca stresin olmaması değildir.

Stres ile toparlanma arasındaki dengedir.

Çalışmak gerekir.

Ama dinlenmek de gerekir.

Problem çözmek gerekir.

Ama zihni susturmak da gerekir.

Harekete geçmek gerekir.

Ama uyumak da gerekir.

Bedenin stres sistemine ihtiyacı vardır.

Fakat aynı şekilde stres sisteminin kapanmasına da ihtiyacı vardır.

“DİNLENME” TEMBELLİK DEĞİLDİR

Modern toplumda dinlenme bazen yanlış anlaşılır.

İnsan sürekli üretmek ister.

Daha fazla çalışmak...

Daha fazla kazanmak...

Daha fazla öğrenmek...

Daha fazla başarmak...

Fakat insan bedeni bir makine değildir.

Makinenin bakımını yapmadan sürekli çalıştırırsanız sonunda arıza çıkar.

İnsan bedeninde de uyku, dinlenme, hareket, beslenme, sosyal ilişkiler ve zihinsel rahatlama birer “lüks” değil, organizmanın normal işleyişinin parçalarıdır.

STRESİ YOK ETMEK DEĞİL, YÖNETMEK

Hayatımızdan bütün stresi çıkaramayız.

Zaten çıkarmamız da gerekmez.

Ama stresin bizi yönetmesine izin vermemeyi öğrenebiliriz.

Stoacıların çok eski bir prensibi burada modern bilimle ilginç biçimde kesişir:

Kontrol edebildiğine odaklan.

Geçmişi kontrol edemeyiz.

Başkasının düşüncelerini kontrol edemeyiz.

Her gelecekteki olayı kontrol edemeyiz.

Ekonomiyi, piyasayı, insanların davranışlarını tamamen kontrol edemeyiz.

Fakat:

Bugünkü davranışımızı, tepkimizi, hazırlığımızı, çalışma biçimimizi ve düşüncelerimizi belli ölçüde yönetebiliriz.

Bu ayrım zihinsel yükü azaltabilir.

BEDENİNİZ SİZE KARŞI DEĞİL, SİZİN İÇİN ÇALIŞIYOR

Belki de stres konusunda akılda tutulması gereken en güzel düşünce budur.

Kalbinizin hızlanması...

Avuçlarınızın terlemesi...

Kaslarınızın gerilmesi...

Dikkatinizin artması...

Bunların hiçbiri bedeninizin size düşman olduğu anlamına gelmez.

Bedeniniz size:

“Seni korumaya çalışıyorum.”

demektedir.

Ancak bu alarm sistemi sürekli açık kalırsa organizma yorulabilir.

Bu nedenle mesele alarmı tamamen kapatmak değil;

gerektiğinde çalmasını, tehlike geçtiğinde ise susmasını sağlayabilmektir.

SONUÇ: ZEBRANIN BİLMEDİĞİ, İNSANIN ÖĞRENMESİ GEREKEN ŞEY

Sapolsky'nin Zebralar Neden Ülser Olmaz? kitabının bize düşündürdüğü en önemli konulardan biri şudur:

Stres yalnızca dışarıda meydana gelen bir olay değildir. Beynin o olayı nasıl algıladığı da önemlidir.

Zebra aslandan kaçar.

Tehlike geçince hayatına devam eder.

İnsan ise bazen aslan gittikten sonra bile onun peşinden zihinsel olarak koşmaya devam eder.

Belki modern insanın öğrenmesi gereken en önemli becerilerden biri budur:

Tehlike geçtiğinde zihinsel olarak da eve dönebilmeyi öğrenmek.

Çünkü hayat yalnızca mücadele etmekten ibaret değildir.

Mücadele etmek kadar toparlanmak da hayatın bir parçasıdır.

Bedenimizin bakım ve onarım sistemlerine fırsat vermek; uykuya, dinlenmeye, harekete, sağlıklı beslenmeye ve zihinsel sakinliğe önem vermek yalnızca konfor meselesi değildir.

Bunlar organizmanın uzun vadeli dengesinin parçalarıdır.

Ve belki de modern insan için en önemli soru şudur:

“Hayatımda kaç tane gerçek aslan var, kaç tanesini ise zihnim yaratıyor?”

Bu soruyu dürüstçe cevaplayabilmek bile stres yönetiminin başlangıcı olabilir.

Hazırlayan: Münür Şenay

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
BURSA’DA GENÇLER İŞ ARIYOR

İş Bulmak İçin Nerelere ve Nasıl Başvurmalı? Hazırlayan: Münür Şenay Bursa, Türkiye'nin önemli sanayi ve ticaret merkezlerinden biri. Otomotiv, tekstil, makine, metal, gıda, lojistik, perakende ve hiz

 
 
 

Yorumlar


bottom of page