Sen İstedikten Sonra Karga da Sana Uğur Getirir
Epiktetos’un Karga Metaforu ve Hayata Bakışımızı Değiştiren Stoacı Ders
Hazırlayan: Münür Şenay
Hayatta bazı olayları iyi, bazılarını kötü, bazılarını ise uğurlu veya uğursuz olarak değerlendiririz. Bir olay gerçekleştiğinde çoğu zaman olayın kendisinden önce ona verdiğimiz anlam devreye girer.
Bir karganın ötüşünü düşünün.
Bir insan için karga uğursuzluğun habercisidir. Başka biri için ise yalnızca bir kuştur.
Peki aynı karga nasıl olur da bir insan için uğursuzluk, başka bir insan için sıradan bir doğa olayı olabilir?
İşte burada Epiktetos'un çok önemli bir düşüncesi karşımıza çıkar:
“Sen istedikten sonra karga da sana uğur getirir.” — Epiktetos
Bu sözün gerçek anlamı, karganın sihirli biçimde uğur getirdiği değildir. Epiktetos burada çok daha derin bir noktaya dikkat çeker:
İnsanın başına gelen olaydan çok, o olaya verdiği anlam önemlidir.
Karga gerçekten uğursuz mudur?
Antik çağlarda kuşların uçuşları, ötüşleri ve davranışları geleceğe ilişkin işaretler olarak yorumlanabiliyordu. Özellikle karga veya kuzgun gibi kuşların ötüşleri bazı insanlar tarafından kötü bir olayın habercisi olarak görülüyordu.
Epiktetos ise bu düşünce biçimine karşı insanın zihinsel bağımsızlığını savunur.
Bir karga öttü.
Bu bir olaydır.
“Bugün başıma kötü bir şey gelecek.”
Bu ise yorumdur.
Aradaki fark çok önemlidir.
Çünkü insan çoğu zaman olayla yorumunu birbirine karıştırır.
Olay ile yorum arasındaki fark
Sabah evinizden çıktınız.
Bir karga gördünüz.
Bir insan şöyle düşünebilir:
“Karga gördüm. Bugün kesin kötü bir şey olacak.”
Bütün gün tedirgin olur.
Bir müşteri telefonuna cevap vermez:
“İşte başladı.”
Bir trafik sıkışıklığı yaşar:
“Karganın uğursuzluğu çıktı.”
Akşam olduğunda:
“Bugün gerçekten uğursuz bir gündü.”
der.
Oysa başka bir insan aynı kargayı görür ve:
“Bir karga.”
deyip yoluna devam eder.
İki insan da aynı olayı yaşamıştır.
Ama olayın zihinsel etkisi farklıdır.
İşte Epiktetos'un öğretisi tam burada başlar.
Uğur dışarıda değil, zihinde başlar
Epiktetos bize “her şeye inanırsan gerçekleşir” demiyor.
Söylediği çok daha farklıdır.
Olayların tamamını kontrol edemezsin. Fakat olaylar hakkında oluşturduğun yargılar üzerinde bir gücün vardır.
Karganın ötmesini kontrol edemezsin.
Yağmurun yağmasını kontrol edemezsin.
Başka insanların seni sevmesini sağlayamazsın.
Bir müşterinin evini sana vermesini zorlayamazsın.
Ekonomiyi değiştiremezsin.
Geçmişi geri getiremezsin.
Fakat bütün bunlar karşısında nasıl davranacağını belirleyebilirsin.
İşte Stoacı özgürlük budur.
Hayatımızdaki bütün kargalar
Karga yalnızca bir kuş değildir.
Aslında hayatımızdaki birçok olumsuz olay birer “karga”dır.
Bir müşterinin sizi reddetmesi...
Bir işin gerçekleşmemesi...
Bir arkadaşınızın sizi eleştirmesi...
Beklediğiniz paranın gelmemesi...
Bir yatırımın zarar etmesi...
Bir planınızın bozulması...
Bir fırsatı kaçırmanız...
Bir hata yapmanız...
Bunların hepsi ilk bakışta “kötü olaylar” gibi görünebilir.
Fakat Stoacı yaklaşım bize farklı bir soru sordurur:
“Bu olaydan nasıl faydalanabilirim?”
İşte o zaman karga uğura dönüşmeye başlar.
Emlak danışmanı için karganın anlamı
Bir emlak danışmanını düşünelim.
Bir mal sahibiyle görüşüyorsunuz.
Portföyünüzü anlatıyorsunuz.
Mal sahibi:
“Başka bir emlakçıyla çalışacağım.”
diyor.
İlk tepki:
“Portföyü kaybettim.”
Stoacı yaklaşım ise şöyle sorar:
Neden kaybettim?
Güven oluşturamadım mı?
Fazla mı konuştum?
Yeterince soru sormadım mı?
İhtiyacını doğru anlayamadım mı?
Fiyat konusunu yanlış mı yönettim?
Kendimi yeterince iyi ifade edemedim mi?
Bu sorular sizi mağdur psikolojisinden çıkarıp öğrenen insan konumuna getirir.
Artık kaybettiğiniz portföy sadece bir kayıp değildir.
Aynı zamanda bir eğitimdir.
İşte:
Karga uğura dönüşmüştür.
Başarısızlığın içinde saklı fırsat
Başarısızlık çoğu zaman insanın kendisi hakkında yanlış bir hüküm vermesine neden olur.
“Ben beceremiyorum.”
“Bende bu iş yok.”
“Artık yaşlandım.”
“İnsanlarla iletişim kuramıyorum.”
“Benim şansım yok.”
Bunların çoğu gerçek değil, yorumdur.
Bir işin başarısız olması sizin başarısız olduğunuz anlamına gelmez.
Bir müşterinin sizi reddetmesi sizin değersiz olduğunuz anlamına gelmez.
Bir satışın gerçekleşmemesi sizin kötü bir danışman olduğunuz anlamına gelmez.
Sadece:
O olayın istediğiniz sonucu vermediği anlamına gelir.
Gerisini siz belirlersiniz.
Stoacı soru: “Şimdi ne yapabilirim?”
Hayatın en güçlü sorularından biri budur:
“Şimdi ne yapabilirim?”
Geçmişi değiştiremem.
Ama bundan sonra ne yapacağımı seçebilirim.
Müşteri beni reddetti.
Şimdi ne yapabilirim?
Bir ilan beklediğim kadar ilgi görmedi.
Şimdi ne yapabilirim?
Bir görüşmede hata yaptım.
Şimdi ne yapabilirim?
Bir pazarlık istediğim gibi sonuçlanmadı.
Şimdi ne yapabilirim?
Bu soru insanı geçmişin esiri olmaktan çıkarıp bugünün aktörü haline getirir.
“Karga Egzersizi”
Bu düşünceyi günlük hayatınızda kullanmak için basit bir egzersiz uygulayabilirsiniz.
Başınıza sizi rahatsız eden bir olay geldiğinde beş soru sorun:
1. Ne oldu?
Sadece olayı yazın.
2. Ben bu olaya ne anlam verdim?
Kendi yorumunuzu fark edin.
3. Bunun hangi kısmı benim kontrolümde?
Kontrol alanınızı belirleyin.
4. Bu olay bana ne öğretebilir?
Dersinizi bulun.
5. Şimdi atabileceğim en iyi adım nedir?
Eyleme geçin.
Bu beş soru zaman içinde zihinsel reflekslerinizi değiştirebilir.
Kargayı değiştiremezsin
Belki hayatın en önemli derslerinden biri budur:
Kargayı değiştirmeye çalışma.
Karga ötecek.
İnsanlar sizi eleştirecek.
Bazı müşteriler sizi reddedecek.
Bazı işler gerçekleşmeyecek.
Planlarınız bozulacak.
Hayat her zaman sizin istediğiniz gibi olmayacak.
Fakat sizin göreviniz bütün bunları kontrol etmek değildir.
Göreviniz:
Bütün bunların arasında mümkün olan en iyi insan olarak kalabilmektir.
Epiktetos bize pozitif düşünmeyi değil, güçlü düşünmeyi öğretiyor
Pozitif düşünce bazen:
“Her şey güzel olacak.”
der.
Stoacı düşünce ise:
“Her şeyin güzel olup olmayacağını bilmiyorum. Ama ne olursa olsun elimden gelen en doğru şeyi yapacağım.”
der.
Bu çok daha güçlü bir düşüncedir.
Çünkü hayata gerçekçi bakar.
Kötü ihtimali inkâr etmez.
Fakat kötü ihtimal karşısında insanın iradesini de teslim etmez.
Karga bugün sizin için ne anlama geliyor?
Belki sizin karganız bir müşterinin reddidir.
Belki bir maddi kayıptır.
Belki bir tartışmadır.
Belki yıllardır çözemediğiniz bir problemdir.
Belki kendiniz hakkında taşıdığınız olumsuz bir düşüncedir.
Onu değiştiremeyebilirsiniz.
Ama ona verdiğiniz anlamı değiştirebilirsiniz.
Ve bazen insanın hayatındaki en büyük dönüşüm, olayların değişmesiyle değil, olayları yorumlama biçiminin değişmesiyle başlar.
Sonuç: Karganın uğurunu sen yarat
Epiktetos'un sözünü bugün için şöyle anlayabiliriz:
Karga sana uğur getirmez. Sen, karganın karşısında nasıl duracağını seçerek onun hayatındaki anlamını değiştirirsin.
Bir başarısızlığı derse,
bir reddedilmeyi gelişime,
bir eleştiriyi öğrenmeye,
bir kaybı tecrübeye,
bir problemi fırsata dönüştürebilirseniz...
Hayatınızdaki “uğursuz kargaların” bile size bir şeyler kazandırdığını görmeye başlarsınız.
Çünkü asıl güç kargada değildir.
Asıl güç insanın zihnindedir.
Ve belki de Epiktetos'un bize bıraktığı en önemli derslerden biri şudur:
“Başına gelen her şeyi seçemezsin. Fakat başına gelen karşısında nasıl biri olacağını seçebilirsin.”
Hazırlayan: Münür Şenay


Yorumlar