top of page

METE HAN VE ATATÜRK: İKİ FARKLI ÇAĞDA TÜRK VARLIĞINI GÜÇLENDİREN İKİ BÜYÜK AKIL

Yazarın fotoğrafı: MÜNÜR ŞENAY
MÜNÜR ŞENAY
27 Ağu
8 dakikada okunur


Hazırlayan: Münür Şenay


Giriş: Bir İnsan Tarihin Akışını Değiştirebilir mi?

Tarih boyunca milyonlarca insan yaşamış, savaşlar yapılmış, devletler kurulmuş ve yıkılmıştır. Fakat bazı insanlar vardır ki yalnızca kendi dönemlerini değil, kendilerinden sonra gelecek yüzyılları da etkilerler.

Ben Türk tarihine baktığımda bu özellikleri taşıyan iki büyük şahsiyet görüyorum:

Mete Han ve Mustafa Kemal Atatürk.

Elbette aralarında yaklaşık iki bin yıldan fazla zaman vardır. Biri MÖ 209'larda Orta Asya bozkırlarında yaşayan Hun dünyasının başında, diğeri 20. yüzyılın başında çökmekte olan Osmanlı İmparatorluğu'nun enkazı üzerinde ortaya çıkmıştır.

Fakat ikisinin tarihsel rollerinde dikkat çekici bir benzerlik vardır:

Dağınık bir gücü örgütlemek, ortak bir hedef oluşturmak, disiplin kurmak ve Türk siyasi varlığının devamlılığını sağlamak.

Bu nedenle ben Atatürk'ü, tarihsel anlamda Mete Han'ın aynısı olarak değil; farklı bir çağın şartlarında ortaya çıkmış, benzer ölçekte kurucu bir aklın temsilcisi olarak görüyorum.

Bu yazının temel düşüncesi de budur:

Mete Han Türklerin askerî teşkilatlanma gücünü olağanüstü bir seviyeye taşıdı. Atatürk ise modern çağda Türk milletinin bağımsız bir devlet olarak yeniden örgütlenmesini sağladı.

1. Mete Han Neden Bu Kadar Önemlidir?

Mete Han, Asya Hun Devleti'nin en güçlü hükümdarlarından biridir. MÖ 209'da başa geçtiği kabul edilir.

Asya Hun Devleti, Türk tarihinin bilinen ilk büyük devletlerinden biri olarak kabul edilir ve Mete Han döneminde büyük bir siyasi ve askerî güç hâline gelmiştir.

Fakat Mete Han'ın asıl büyüklüğünü yalnızca kazandığı savaşlarda aramak bence eksik olur.

Mete Han'ın asıl dehası savaşmaktan önce savaşabilecek bir sistem kurmasındadır.

Bir lider güçlü bir ordu bulabilir.

Ama güçlü bir orduyu sistem hâline getirmek çok daha büyük bir iştir.

Mete Han bunu başarmıştır.

2. Mete Han'ın Büyük Dehası: Onlu Sistem

Mete Han ile özdeşleşen en önemli askerî yeniliklerden biri onlu teşkilattır.

Ordu;

  • 10'lu,

  • 100'lü,

  • 1.000'li,

  • 10.000'li

birimlere ayrılmıştır.

Böylece komuta zinciri oluşturulmuş ve emirlerin merkezden alt birliklere kadar düzenli biçimde aktarılması sağlanmıştır. MEB kaynakları, bu sistemin tümen, binlik, yüzlük ve onluk birlikler üzerinden yapılandırıldığını ve emir-komuta zincirinin oluşturulduğunu belirtmektedir.

Burada çok önemli bir nokta vardır:

Mete Han sadece asker sayısını artırmadı. Askerleri organize etti.

Bu ikisi birbirinden tamamen farklıdır.

100.000 kişilik dağınık bir topluluk ile 100.000 kişilik disiplinli bir ordu aynı şey değildir.

Birincisi kalabalıktır.

İkincisi güçtür.

Mete Han'ın yaptığı şey, insan topluluğunu örgütlü askerî güce dönüştürmekti.

3. Asıl Devrim: Boylardan Orduya, Ordudan Devlete

Bozkır toplumunda insanlar boylar ve çeşitli topluluklar hâlinde yaşıyordu.

Mete Han'ın sisteminin önemli sonuçlarından biri, farklı toplulukların merkezi bir komuta altında örgütlenebilmesiydi.

Bu nedenle onlu sistem sadece askerî bir düzenleme olarak görülmemelidir.

Aynı zamanda siyasi örgütlenme bakımından da önemlidir.

MEB'in tarih materyallerinde onlu teşkilatın boy ve soy ayrılıklarını aşarak devlet güçlerini merkezi komuta altında birleştiren bir işlev gördüğü belirtilmektedir.

İşte benim Mete Han'a hayranlığımın temel nedenlerinden biri budur.

Çünkü Mete Han'ın yaptığı işin altında çok önemli bir kurmay düşüncesi vardır:

İnsanları yalnızca aynı toprak üzerinde yaşatmak yetmez; onları ortak bir düzen içerisinde hareket edebilen bir güce dönüştürmek gerekir.

4. Mete Han'ın Büyüklüğü Sadece Savaşta Değildi

Mete Han'ı sadece "çok iyi savaşan hükümdar" olarak görmek onu küçültmek olur.

Çünkü askerî başarı;

strateji + teşkilat + disiplin + lojistik + istihbarat + komuta + siyasi akıl

birlikteliğinin sonucudur.

Mete Han'ın döneminde Hunlar Çin'le mücadele etmiş, ticaret ilişkileri kurmuş ve Orta Asya'daki siyasi dengede büyük bir güç hâline gelmiştir.

Daha da önemlisi, Mete Han'ın Çin karşısındaki yaklaşımında sadece askerî güç değil, stratejik devlet aklı da görülür.

Çin'i tamamen fethetmenin ve Çin'in büyük nüfusunu yönetmeye çalışmanın Hun toplumunun yapısını bozabileceğini öngören bir yaklaşım sergilediği aktarılır.

Bu bize şunu gösterir:

Büyük komutan sadece düşmanı yenmeyi değil, zaferden sonra ne olacağını da düşünür.

5. Peki Atatürk Neden Bana Göre "İkinci Mete Han"dır?

Burada çok önemli bir ayrım yapmalıyız.

Atatürk, Mete Han'ın yaptığı işi tekrar etmedi.

Çünkü çağlar değişmişti.

Mete Han'ın dünyası;

bozkır, atlı savaş, boylar, kabileler ve imparatorluklar dünyasıydı.

Atatürk'ün dünyası ise;

sanayi, milliyetçilik, modern devlet, topçu, makineli tüfek, demiryolları, diplomasi ve uluslararası hukuk dünyasıydı.

Dolayısıyla iki liderin yöntemleri aynı olamazdı.

Fakat karşı karşıya oldukları temel problem açısından güçlü bir benzerlik vardır:

Mevcut gücü yeniden örgütlemek ve siyasi varlığı ayakta tutmak.

6. Atatürk'ün Önündeki Türkiye

Mustafa Kemal Atatürk tarih sahnesine çıktığında ortada güçlü ve genişleyen bir Osmanlı İmparatorluğu yoktu.

İmparatorluk savaşlardan çıkmıştı.

Toprak kayıpları yaşanmıştı.

Ordu yıpranmıştı.

Ülke işgal altındaydı.

Devletin geleceği ciddi biçimde tehdit altındaydı.

İşte Atatürk böyle bir ortamda ortaya çıktı.

Ve yaptığı ilk büyük işlerden biri, dağılmış direniş güçlerini ortak bir siyasi hedef etrafında örgütlemek oldu.

Bu hedef:

Bağımsızlık.

Atatürk'ün Millî Mücadele anlayışında bağımsızlık ve egemenlik merkezi bir yere sahipti. Atatürk Ansiklopedisi de Millî Mücadele'nin temelinde bağımsız bir devlet ve özgür, onurlu bir toplum hedefinin bulunduğunu vurgulamaktadır.

7. Mete Han Orduyu Örgütledi, Atatürk Milleti Örgütledi

İşte benim Mete Han ile Atatürk arasında kurduğum en önemli bağlantı budur.

Mete Han'ın yaptığı:

Dağınık askerî güçleri sistemli bir ordu hâline getirmekti.

Atatürk'ün yaptığı:

Dağılmış bir imparatorluk coğrafyasındaki millî direnişi örgütlü bir bağımsızlık mücadelesine dönüştürmekti.

Mete Han:

"Ordu nasıl güç olur?"

sorusuna cevap verdi.

Atatürk ise:

"Bir millet nasıl yeniden ayağa kalkar?"

sorusuna cevap verdi.

Bu nedenle ben Atatürk'ü modern Türk tarihinin Mete Han seviyesinde kurucu akıl taşıyan liderlerinden biri olarak görüyorum.

8. Mete Han'ın Onlu Sistemi ile Atatürk'ün Kurmay Aklı

Mete Han'ın büyük başarısı, savaş alanında karar verebilen ve emir-komuta zinciri içerisinde hareket eden bir yapı oluşturmasıydı.

Atatürk'ün büyük başarısı ise modern askerî kurmaylığın imkânlarını olağanüstü biçimde kullanmasıydı.

Atatürk'ün askerî eğitiminde kurmaylık önemli bir yer tutuyordu.

Çanakkale'de, Millî Mücadele'de ve Büyük Taarruz'da yalnızca cesaret değil;

harita, zaman, arazi, lojistik, kuvvet yoğunluğu, düşman hareketleri ve siyasi sonuçlar

birlikte değerlendirildi.

Bu nedenle Atatürk'ün askerî dehasını yalnızca "cesur bir komutan" olmakla açıklamak mümkün değildir.

O aynı zamanda bir kurmay aklıydı.

9. İki Liderin Ortak Noktası: Sistemi Kişiden Büyük Yapmak

Bence büyük liderlerin en önemli özelliklerinden biri budur.

Kötü lider kendisine bağlı insanlar oluşturur.

Büyük lider ise kendisinden sonra da çalışabilecek sistemler kurar.

Mete Han'ın onlu teşkilatı bunun en güzel örneklerinden biridir.

Mete Han öldükten sonra da Türk askerî teşkilatındaki örgütlenme düşüncesi farklı Türk devletlerinde yaşamaya devam etmiştir. MEB kaynaklarında Türk askerî teşkilatındaki bu sürekliliğe özellikle dikkat çekilmektedir.

Atatürk de yalnızca bir savaş kazanıp kenara çekilmedi.

Cumhuriyet'i kurdu.

Devlet kurumlarını yeniden düzenledi.

Hukuk, eğitim, dil, tarih ve toplumsal yapı alanlarında büyük dönüşümler başlattı.

Atatürk Ansiklopedisi, Atatürk'ün Cumhuriyet döneminde tarih, dil, hukuk ve toplumsal bilinç alanlarında kurumlaştırıcı bir dönüşümün liderliğini yaptığını belirtmektedir.

10. "Türk Olarak Kalmak" Meselesi

Burada çok önemli bir düşünceyi ortaya koymak gerekiyor.

Bir milletin varlığını yalnızca savaşlar korumaz.

Dil korur.

Kültür korur.

Tarih bilinci korur.

Devlet korur.

Eğitim korur.

Ortak vatandaşlık bilinci korur.

Bağımsızlık iradesi korur.

Mete Han döneminde mesele, bozkır dünyasında Türk topluluklarının siyasi ve kültürel varlığını güçlü bir devlet yapısı içerisinde koruyabilmekti.

Atatürk döneminde ise mesele çok farklı bir biçimde ortaya çıktı.

Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasından sonra Anadolu'da bağımsız bir Türk devleti kurulması ve bunun modern bir Cumhuriyet olarak yaşatılması gerekiyordu.

Bu nedenle Atatürk'ün yaptığı işi yalnızca askerî zafer olarak görmek doğru değildir.

Askerî zafer Cumhuriyet'in kapısını açtı; asıl büyük mesele Cumhuriyet'i yaşatabilecek kurumları kurmaktı.

11. Mete Han'ın "Onlu Sistemi" ile Atatürk'ün "Cumhuriyet Sistemi" Arasında Bir Fark

İki lider arasındaki benzerlik kadar farklılıkları da görmek gerekir.

Mete Han'ın sistemi esas olarak askerî ve merkezi bir teşkilatlanma mantığı taşıyordu.

Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet ise modern vatandaşlık, hukuk, meclis, seçim, eğitim ve devlet kurumları üzerine inşa edildi.

Dolayısıyla:

Mete Han'ın mirası askerî teşkilatlanmada, Atatürk'ün mirası ise modern devlet ve Cumhuriyet kurumlarında aranmalıdır.

Bu ayrımı yapmak, Atatürk ile Mete Han arasındaki benzetmeyi daha güçlü hâle getirir.

Çünkü gerçek tarihî benzerlik, "ikisi de savaşçıydı" demekten çok daha derindedir.

İkisinin de temel özelliği kurucu olmalarıdır.

12. Mete Han Olmasaydı Türk Tarihi Nasıl Olurdu?

Tarihte "şu kişi olmasaydı ne olurdu?" sorusunun kesin cevabı yoktur.

Bu nedenle "Mete Han olmasaydı Türkler kesinlikle yok olurdu" demek tarihsel olarak kanıtlanması mümkün olmayan bir iddia olur.

Fakat şu söylenebilir:

Mete Han'ın kurduğu askerî ve siyasi model, Türk tarihinin sonraki dönemlerinde çok güçlü bir teşkilat geleneğinin oluşmasına katkıda bulunmuştur.

Onlu sistem, merkezi komuta, hareketli süvari gücü ve disiplinli ordu anlayışı Türk askerî kültürünün önemli unsurları hâline gelmiştir.

Bu nedenle Mete Han'ı:

Türk askerî devlet geleneğinin en önemli kurucu isimlerinden biri

olarak görmek son derece anlamlıdır.

13. Atatürk Olmasaydı Ne Olurdu?

Burada da aynı tarih metodunu kullanmalıyız.

"Atatürk olmasaydı Türkiye kesinlikle yok olurdu" şeklinde kesin bir tarihsel hüküm kuramayız.

Ancak Atatürk'ün liderliğinin Millî Mücadele'nin örgütlenmesi, askerî zaferlerin kazanılması ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması açısından belirleyici olduğu açıktır.

Atatürk Ansiklopedisi de Mustafa Kemal'i Millî Mücadele'nin askerî zaferinin biçimlendiricisi ve devlet kurucusu olarak tanımlamaktadır.

Dolayısıyla Atatürk'ün tarihsel önemini küçümsemek mümkün değildir.

14. Ben Neden Atatürk'ü "İkinci Mete Han" Olarak Görüyorum?

Benim için cevap çok basit:

Mete Han Türklerin askerî gücünü sistemleştirdi.

Atatürk Türk milletinin modern siyasi gücünü sistemleştirdi.

Mete Han:

Orduyu örgütledi.

Atatürk:

Milleti örgütledi.

Mete Han:

Boyları ortak bir siyasi güç altında topladı.

Atatürk:

Anadolu'daki millî mücadeleyi ortak bir bağımsızlık iradesine dönüştürdü.

Mete Han:

Askerî teşkilatta kalıcı bir model bıraktı.

Atatürk:

Cumhuriyet ve modern devlet kurumlarını bıraktı.

İkisinin ortak noktası ise şudur:

Dağınık gücü örgütlü güce dönüştürmek.

15. Türk Tarihinde Bir "Kurmay Akıl" Çizgisi Var mı?

Bence Türk tarihini sadece hükümdarlar ve savaşlar üzerinden okumak büyük bir eksikliktir.

Türk tarihinde aynı zamanda bir teşkilatçılık ve devlet aklı geleneği vardır.

Mete Han'dan başlayarak farklı dönemlerde;

  • Bilge Kağan,

  • Tonyukuk,

  • Alparslan,

  • Fatih Sultan Mehmet,

  • Yavuz Sultan Selim,

  • Kanuni Sultan Süleyman,

  • Mustafa Kemal Atatürk

gibi farklı dönemlerin liderlerinde farklı biçimlerde karşımıza çıkan bir stratejik devlet aklı görülebilir.

Bunların hiçbiri aynı değildir.

Ama hepsini birbirine bağlayan önemli bir soru vardır:

"Devlet nasıl güçlü tutulur?"

Mete Han bu soruya bozkır şartlarında cevap verdi.

Atatürk ise sanayi çağının ve modern ulus-devletler çağının şartlarında cevap verdi.

16. Asıl Hayranlık Duyulması Gereken Şey: Sonuçtan Önce Akıl

Mete Han'ın büyüklüğünü sadece kazandığı savaşlarda aramamak gerekir.

Atatürk'ün büyüklüğünü de sadece kazandığı savaşlarda aramamak gerekir.

Çünkü savaş kazanmak başka, savaş kazanabilecek sistemi kurmak başkadır.

Bir komutanın cesareti önemlidir.

Fakat kurmay aklı;

"Düşman nerede?"

sorusundan daha fazlasını sorar.

"Düşman neden burada?"

"Bir sonraki hamlesi ne?"

"Benim elimde hangi kaynak var?"

"Zaman benim lehime mi aleyhime mi?"

"Bugünkü zafer yarının sorununu nasıl etkileyecek?"

İşte büyük liderlik burada başlar.

17. Mete Han'dan Atatürk'e Uzanan Düşünce

Belki de Türk tarihini anlamanın en güzel yollarından biri şudur:

Mete Han bize teşkilatın gücünü gösterdi.

Tonyukuk bize aklın ve stratejinin gücünü gösterdi.

Alparslan bize Anadolu'nun kapısını açan askerî iradeyi gösterdi.

Fatih bize devlet kapasitesinin ve stratejik vizyonun gücünü gösterdi.

Atatürk ise modern çağda bağımsız devlet kurma iradesini gösterdi.

Bu isimleri birbirinin kopyası hâline getirmeye gerek yoktur.

Her biri kendi çağının insanıdır.

Fakat Türk tarihinin uzun yürüyüşü içerisinde onların bıraktığı mirasları birlikte düşündüğümüzde ortaya çok önemli bir kavram çıkar:

Teşkilatlı güç.

18. Bugünün Türk Gençlerine Mete Han ve Atatürk Ne Söylüyor?

Bence ikisinin ortak mesajı şudur:

Sadece güçlü olmak yetmez. Gücünü organize etmelisin.

Bilgi sahibi olmak yetmez.

Bilgiyi kullanmalısın.

Cesur olmak yetmez.

Cesareti akılla birleştirmelisin.

Kalabalık olmak yetmez.

Örgütlü olmalısın.

Vatanı sevmek yetmez.

Vatanın geleceği için çalışmalısın.

Tarihle gurur duymak yetmez.

Tarihten ders çıkarmalısın.

İşte gerçek tarih bilinci budur.

SONUÇ: İKİ BÜYÜK KURUCUNUN MİRASI

Ben Mete Han'a baktığımda sadece MÖ 209 yılında yaşayan bir Hun hükümdarı görmüyorum.

Bir sistem kurucusu görüyorum.

Dağınık güçleri örgütleyen, orduyu disipline eden, merkezi komuta anlayışını güçlendiren ve Türk askerî tarihinde çok uzun süre yaşayacak bir teşkilat anlayışının temelini atan bir lider görüyorum.

Atatürk'e baktığımda da sadece Çanakkale'de savaşmış, Sakarya'yı ve Büyük Taarruz'u kazanmış bir komutan görmüyorum.

Bir devlet kurucusu görüyorum.

İşgal altındaki Anadolu'da bağımsızlık mücadelesini örgütleyen, askerî zaferi siyasi bağımsızlığa dönüştüren ve Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarak yeni bir devlet düzeni oluşturan bir lider görüyorum.

Bu yüzden benim zihnimde Mete Han ile Atatürk arasında şöyle bir bağ oluşuyor:

Mete Han, Türk tarihinin askerî teşkilat dehasıdır.Atatürk, Türk tarihinin modern devlet ve bağımsızlık dehasıdır.

Ve belki de bu iki büyük lideri birbirine bağlayan en güçlü cümle şudur:

Mete Han Türk gücünü teşkilatlandırdı; Atatürk Türk milletinin iradesini devletleştirdi.

Mete Han'ın onlu sisteminden Atatürk'ün Cumhuriyetine kadar uzanan bu uzun tarih yolculuğunda değişen çok şey oldu.

Atlar yerini tanklara bıraktı.

Okların yerini toplar ve uçaklar aldı.

Bozkırdaki hanlıkların yerini modern devletler aldı.

Fakat bir şey değişmedi:

Türklerin varlığını sürdürebilmesi için güçlü bir teşkilata, güçlü bir devlet aklına ve bağımsızlık iradesine ihtiyaç vardı.

İşte benim gözümde Mete Han ile Atatürk'ün asıl ortak noktası budur.

Biri Türk tarihinin uzak başlangıcında, diğeri modern çağın eşiğinde ortaya çıktı.

Ama ikisi de aynı büyük soruya cevap verdi:

"Millet nasıl ayakta kalır?"

Mete Han'ın cevabı:

Teşkilat ve güç.

Atatürk'ün cevabı:

Bağımsızlık, millet egemenliği, akıl ve çağdaş devlet.

Ve Türk tarihini seven biri olarak benim çıkaracağım en büyük ders şudur:

Tarih sadece geçmişi hatırlamak değildir. Tarihin bize bıraktığı aklı geleceğe taşımaktır.

Mete Han'ı anlamak, teşkilatın gücünü anlamaktır.

Atatürk'ü anlamak, bağımsızlığın ve devlet kurma iradesinin gücünü anlamaktır.

İkisini birlikte anlamak ise Türk tarihindeki sürekliliği anlamaya çalışmaktır.

Hazırlayan: Münür Şenay

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
BURSA’DA GENÇLER İŞ ARIYOR

İş Bulmak İçin Nerelere ve Nasıl Başvurmalı? Hazırlayan: Münür Şenay Bursa, Türkiye'nin önemli sanayi ve ticaret merkezlerinden biri. Otomotiv, tekstil, makine, metal, gıda, lojistik, perakende ve hiz

 
 
 

Yorumlar


bottom of page